Edvard MUNCH (1863 - 1944)
Edvard Munch, 1863 yılında Norveç’te dünyaya geldi. Beş yaşındayken, annesi veremden öldü.
Beş kardeşiyle beraber zor günler yaşadı. 1877’de Munch ablası Sophie de veremden ölen Munch’u bu iki olay çok etkiledi ve resim tekniğine etki yaptı.
Edvard Munch, 1880’de resim sanatına yöneldi. Oslo’da akademiye devam etti. Altı arkadaşıyla beraber bir atölye kiraladı.
1885 yılında ağır eleştiriler alan kızkardeşi Inger’in portresini 1886’daysa daha da ağır eleştiriler alan Hasta Çocuk adlı çalışmasını sergiledi.
Her iki tabloda da, kız kardeşi Sophie’nin hayat mücadelesini anlatıyordu ve hem resim üslubu hem de olayın dramatik yapısı nedeniyle eleştirilmişti. Bu resimler yarım bırakılmış gibi fırça lekeleri ve akıtmalarla oluşturmuştu. Eleştirilen bu üslup Munch tarafından, konunun dramatik etkisini arttırabilmek amacıyla özellikle kullanılıyordu ve yarım kalan bir hayatı simgeliyordu.

Munch hayatı boyunca bu stili hiç terk etmedi.
110 resimden oluşan ilk kişisel resim sergisini, 23 yaşındayken, Oslo’da açtı. Aynı yıl devlet bursuyla, Paris’e gitti ve Léon Bonnat’ın sanat okuluna girdi.
“Oslo Fiyordu Üzerinde Ay Işığı” adlı manzara resmini, Paris’e geldikten kısa bir süre sonra çizdi. Burada renk anlayışını belirgin bir şekilde değiştirdi. Resim yüzeyindeki doku arayışları ve figürlerdeki yalınlaşmanın ardından, renk kullanımı da bir ifade tarzı olarak paletine yansıdı.

1891 yılında Nice’de, Hayat Frizi adlı bir seri resimler üzerinde çalıştı. 1892 yılında Berlin’de açtığı kişisel sergi, basının ve halkın büyük tepkisini çekti ve kapatıldı.
Munch’un Hayat Frizi çalışmaları üzerine yoğunlaştığı bu döneminde gerçekleştirdiği “Ses”; sanat tarihinin başyapıtlarından birinin yani “Çığlık”ın ayak sesleriydi.
Çığlık, hastalık ve ölümlerle kuşatılmış, duyarlı bir iç yapının, adeta patlama halindeki bir dışavurumudur, atılamamış bir çığlıktır. Kazancakis’in “Bağırmak istedim; bunun beni hafifleteceğini biliyordum, ama utandım.”ifadesi tam da Munch’un atılamamış çığlığına denk düşer.(*)

Munch, 1894’de Kadının Üç Durumu ve Madonna gibi resimlerinin de içinde bulunduğu Hayat Frizi çalışmalarına devam etti. Madonna, doğum ve ölüm kavramlarını ele aldığı önemli eserlerinden biri oldu.
Bu dönemde çizdiği “Ölü Anne ve Çocuk”ta, annenin cansız bedenini, neredeyse bir çizim taslağı olarak bırakıldı Bu resimde Çığlık’taki figür gibi; başını ellerinin arasına almış ve yardım dileyen bir figür dikkat çekiyordu.
Munch, 1930 yılında geçirdiği bir göz rahatsızlığı nedeniyle çalışmalarını yavaşlattı.

1937’de Nazi yönetimi, Munch’un Alman müzelerindeki çalışmalarından 82’sini ‘yoz sanat’ diye sattı.
Bugün Munch; başta dışavurumcular olmak üzere pek çok 20.yüzyıl sanatçısını derinden etkilemiştir ve (*)onun “Çığlık”ı, her bireyin atılmamış çığlığı olarak, boşlukta dalgalanmaya devam etmektedir.(**)
Resim1: (Hasta Çocuk), Resim2: (Ölüm Döşeğinde bir Hasta Odası), Rezim3: (Annenin Ölümü), Resim4: Yakılmış bir cesedin Külleri, Resim5: Çığlık 4- scream
Resimlerinden Örnekler
(Paris sonrası değişen renk anlayışına 2 örnek) Köprüde 3 kız


Ressam:
Edvard MunchHazırlayan:
Tevfik Elçioğlu